Kayıtlar

psikoloji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ÇOCUKLARA ÖLÜM NASIL ANLATILMALIDIR?

Resim
Ölüm bu hayatta konuşulması en zor konulardan biridir. Çocuklar genellikle okul öncesi dönemde ölümle bir şekilde karşılaşmış olurlar. Hayvanlardan, televizyonlardan ve evde konuşulan konulardan ölümü bilirler. Bazı çocuklar ebeveynlerine açıkça ölümü sorabilirlerken bazıları yakınlarında herhangi bir ölümle karşılaşmadığı müddetçe sormazlar. Peki o zor soru geldiğinde ne cevap verebiliriz? Öncelikle çocuğunuz size “Ölüm nedir?” , “Babaannem şimdi nereye gitti?”, “Dedem bir daha gelmeyecek mi?” Gibi sorular sorduğunda sakin olun. Sözlü mesajlar kadar sözsüz mesajlarımız da çok önemlidir. Ve çocuklar sözsüz mesajları fark etmede oldukça iyilerdir. Sakin bir şekilde çocuğun tam olarak sorduğu soruya; detaya girmeden, net ve anlayabileceği ölçüde gerçek bir cevap verin. Çocuk soru sorarken altında hissettiği duyguyu fark etmeye çalışın. Çocuğunuz bu soruyu sorarken kaygılı, korkuyor, üzgün, tedirgin, meraklı olabilir. Özellikle çocuğunuzun da değer verdiği bir canlının kaybı söz kon...

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU

Resim
Bu hafta sizlere; artık her 54 çocuktan 1’inde ortaya çıkan bir FARKLILIKTAN bahsedeceğim. Otizm doğuştan geldiği düşünülen genelde 1-3 yaş civarında belirtilerini göstermeye başlayan oldukça karmaşık bir nörogelişimsel farklılıktır. Otizmin sebepleri ne yazık ki tam belli olmasa da; beynin işleyişini etkileyebilen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Duyusal işlemleme bozukluğu ile ilgili temel alanlarda gerilik ile beraber ortaya çıkabilmektedir. Otizme sahip bireylerin yaklaşık olarak %40’ı normal bir zeka düzeyine sahiptir. Otizmin ilaçla tedavisi bulunmadığı gibi Otizm bir hastalık olarak da kabul edilmemektedir. İletişim becerileri ve sosyal becerilerde diğer çocuklardan farklılık gösterir. Çocuk uzun süren ve yoğun bir eğitimle akranlarının seviyesine yaklaşabilir ve günlük hayata uyum sağlayabilir. Ancak bu durum her çocukta aynı seyirde ilerlemez. Uzmanlar tarafından nitelikli aynı kalitede eğitim almış aynı yaştaki iki çocuğun gelişimi ve il...

Panik Atak

Resim
Bugün Panik Atak ile ilgili farklı bir şey anlatalım!  Adını Yunan mitolojisinde Tanrı olan PAN’dan alır. Yarı keçi yarı insan olarak tasvir edilen PAN bu görüntüsüyle insanları korkuturmuş. Özellikle kırlarda gezerken insanların karşısına çıktığında insanlar korkar, kaçar, nefes nefese kalır kimi zaman da bayılırlarmış. Bu sebeple PAN; PANİK sözcüğüne esin kaynağı olmuş.  Panik Bozukluğun tanımlarından birinin “her an kötü bir şey olacakmış gibi beklentiyle yaşama” olması da bu hikayeyle beraber düşününce oldukça manidar. Panik Bozukluğunda kişi vücut duyumları yaşadığı için probleminin geçeceğine dair inancını zaman zaman yitirebilir. Ancak doğru bir psikoeğitim ve terapi teknikleri ile PANİK ATAK ın tek seansta bile ciddi ölçüde azalabildiğini biliyor muydunuz?

OLUMSUZ İNSANLAR

Resim
Hayatınızın bir noktasında mutlaka her şeyden sürekli şikayetçi olan biriyle tanışmışsınızdır. Hiçbir şeyden tam anlamıyla mutlu olamazlar, sürekli olumsuz fikirlere sahiptirler, günlük hayattaki sıradan olaylarda bile onlar için olumsuz şeyler vardır. Bu insanlar ailemizde, iş hayatımızda, sosyal hayatımızda olabilir ve ne yazık ki onların yakın çevresinde olmak oldukça zor ve yorucudur. İsterseniz önce biraz bu insanların nasıl olduklarını iyi tanıyalım sonrasında ise yapabileceklerimizi konuşalım. Sürekli kendi kuruntularını, olaylarla ilgili olumsuz fikirlerini paylaşıp sizin bu konudaki fikirlerinizi sorarlar. Karamsar ve kötümserlerdir. Düşünsel boyutta oldukça takıntılılardır. Geleceğe dair herhangi bir coşku veya umut taşımazlar. Çünkü geleceğin hiçbir zaman iyi olabileceğini düşünmezler. Henüz şimdinin bile iyi yanlarının olduğunun farkında değillerdir. Bu insanlar hayatta olumlu şeyleri göremedikleri için tutkuyla yaptıkları bir iş veya uğraşa da sahip değillerdir. Söylen...

KISKANÇLIĞIN PSİKOPATOLOJİSİ

Resim
  Seven insan kıskanır! Kadınlar kıskanılmaktan hoşlanırlar! Sizce bu yargılar doğru mudur? Açıkçası ben doğruluğunu yanlışlığını bilemem. Ancak kıskançlık önemli bir ilişki problemidir. Bir ilişkide erkek veya kadın fark etmeksizin kıskanç bir partnere sahip bireyler yorucu ve yıpratıcı bir ilişki sürecinden geçerler. Kıskançlığa; benlik saygısının düşük olması, nevrotik kişilik yapısı, güvensizlik, partnerine karşı bağımlılık, yetersizlik hissi gibi durumlar eşlik edebilir. Fark ettiyseniz bütün bu durumlar kişinin karşısındakini ne kadar sevdiği ile ilgili değil kişinin kendi güvensizlikleri ve problemleri ile ilgilidir. Bunun önüne geçmenin en iyi yolu kişinin aynayı kendine çevirmesinden geçer. Tabi bu da çok kolay bir süreç değildir. Çünkü çoğu insan kıskançlığı bir problem olarak görmemektedir. Çözüm önerileri neler biraz da ondan konuşalım isterseniz. Eğer kıskanç bir partnere sahipseniz; kendinize ve ilişkinize olan güveninizi artırmanız önemlidir. Partnerinizle sağlık...

TRAVMA NEDİR?

Resim
Travma; depresyon, panik atak, stres gibi yine sıkça adını duyduğumuz bir kelime… Dikkat! Bu yazıyı okuduktan sonra hayatınızda travma diye adlandırdığınız bazı şeylerin aslında travma olmadığını fark edebilirsiniz. Öncelikle tanım ile başlayalım. Travma hayatımızı, vücut bütünlüğümüzü, sevdiklerimizi tehdit eden dış kaynaklı yaşantılardır. Travma ile birlikte öfke, üzüntü, kafa karışıklığı, çaresiz, yıkılmış, tuzağa düşmüş, ihanete uğramış hissedebiliriz. Peki ne gibi yaşantılar travmaya sebep olur? Yıkıcı doğal afetler, trafik kazaları, yangınlar, iş kazaları, tecavüzler, cinayetler, saldırılar gibi insan vücudunu, hayatını tehdit eden durumlar travmaya sebep olabilir. Travma yaşanma anını çoğu insan; “Sanki kendimde değildim, ne olduğunu anlayamadım, bir şey hissedemiyordum…” gibi anlatabilir. Bunun sebebi bizi her daim korumaya çalışan o mucizevi şey; yani beynimiz! Eğer beynimiz travma esnasında, yaşananların etkisi ile bizim mücadele edemeyeceğimizi düşünüyorsa olayları bize ...

PSİKOTERAPİ NEDİR?

Resim
     Psikoterapi kelimesini duyunca belki pek çoğunuzun aklında; bir divana yatıp gözlerini kapatan hasta ile yanı başındaki tekli koltuğa oturup onu dinleyen ve elindeki deftere not alan doktor imgesi canlanıyor olabilir. Bu 19. Yüzyılın sonlarında ve 20. Yüzyılın başlarında psikoterapi kavramı için alışılmış bir görüntü olsa da şu an durum biraz daha farklı. Psikoterapi duygusal ve davranışsal sorunların çözümünü, ruh sağlığının geliştirilmesini ve korunmasını amaçlayan tekniklerden oluşur. Şu anda dünya üzerinde ve Türkiye’de Bilişsel Davranışçı, İnsancıl, Psikodinamik gibi birçok psikoterapi türü ve bunların alt dalları bulunmaktadır.      Psikoterapi belki geçmiş yıllarda halk arasında sadece “delilerin” yararlandığı bir şey gibi düşünülse de çağımızda artık durum değişmiştir. Artık “psikoterapi”, “psikoloji” gibi kavramları halk daha fazla kabul etmiştir.      Psikoterapi hangi konularda bizlere yardımcı olabilir? İsterseniz biraz d...

SORUNLARINIZI NASIL ÇÖZÜYORSUNUZ?

Resim
           Günlük hayatın koşturmacası içindeyken bazen ufak bir sorunla karşılaşmak bile moralimizi bozabilir veya bize çaresiz hissettirebilir.      Peki bir sorunla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? Sizler ne yapıyorsunuz? “Hep benim başıma geliyor böyle şeyler.” “Bir türlü beladan kurtulamıyorum.” “Kim nazar ediyor bana?”    Eğer tepkileriniz bu şekildeyse sağlıklı bir çözüm bulmakta zorlanabilirsiniz.    Bir sorunla karşılaştığınızda DURUN ve DÜŞÜNÜN. Yaşadığınız problem sizde ne gibi şikâyetler doğuruyor? Ne gibi duygusal tepkiler veriyorsunuz? Bu problem ne zaman başladı? Öncelikle probleminizi iyi tanıyın ve tanımlamaya çalışın. Çözüm aramaya problemi anladıktan sonra başlayın.        Çözüm yollarını araştırırken olumlu bir tutum sergilemek; bulduğunuz çözüm yöntemlerinin sağlıklı olmasını sağlayacaktır. Bir problemin bazen birden fazla çözümü olabilir. En etkil...

ÇOCUKLARDA BESLENME

Resim
            Beslenme; insanların büyümesi, gelişmesi, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için en temel şeydir. Gebelik ve erken çocukluk dönemindeki beslenmenin sağlık üzerine kısa ve uzun dönemde önemli etkileri vardır. Araştırmalar ilk 7 yılda sağlıklı beslenen çocukların, diğer etkenlerden bağımsız olarak okul başarılarının daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Okul öncesi dönemde çocuğun tükettiği besin miktarı kadar yeni gıdalara alışması da önemlidir. Okul öncesi dönem, gıda alışkanlıklarının kazanıldığı sevilen ve sevilmeyen besinlerin belirlendiği dönemdir. Bu dönemde iyi beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ile çocuk yaşamı boyunca doğru ve dengeli beslenebilir. Çocukta ilk öğrenme yakın çevresindeki bireyleri taklit etme biçimindedir. Anne ve babanın sevdiği yiyeceğe karşı istek oluşurken, onların sevmediklerine de tepki oluşabilir. Çocukların bazı şeyleri şiddetle tutturmaları genellikle kendi sınırlarını keşfetmek ve kendis...

ERGENLİK

Resim
Ergenlik iklim, ırk ve beslenme alışkanlıklarına göre değişkenlik göstermekle beraber kızlarda 12-15 yaş; erkeklerde 14-17 yaş ergenliğe girme yaşıdır. Başlangıç döneminde birey geçirdiği fiziksel ve duygusal değişimden dolayı içe dönük davranışlar sergiler. Dengesiz ve taşkın hareketlerde bulunabilir.  Orta dönemde ise gözle görülebilir fiziksel değişim azalır ve birey kendi kimliğini bulmaya yönelir. Bu dönemde dini ve felsefi konulara ilgi artar. 17 yaşında bir gencin kendini ateist ilan ettiğini veya aynı yaşta bir kızın başını kapatmak istediğini duyabilirsiniz. Soyut şeylerin ne olduğunu ilk kez bu kadar iyi anlamaya başlayan ergen bireyler kendi kişilik ve ahlaki yapısını oturtmaya çalışır. Bu dönem birey için de bireyin çevresi için de yorucu geçmektedir. Huzursuzluklar, yaşıtları arasında yer edinebilme kaygısı, otoriteye baş kaldırma, gelecek hakkında kararsızlıklar, karşı cinse karşı beğenilme isteği, hayal kırıklıkları gibi bir çok stres yaratıcı duygu ...

Sağlıklı Mutlu Başarılı Çocuk

Resim
Çoğu anne baba çocuklarının “mutlu, sağlıklı, başarılı, iyi bir mesleğe sahip” olmasını ister. Peki bunun için ne yapılabilir? “Mutlu Bir Çocuk İçin” Önce siz mutlu olun. Keşkelerinizi bir kenara bırakın. Yaşanmamışlar ve yanlış tercihler için pişmanlıklarınızı unutun. Kendinizi ne olmuş, ne yaşanmış olursa olsun bağışlayın. Ailecek etkinlikler yapın. Birbirinizi sevdiğinizi korkmadan ve çekinmeden söyleyin. Yanlış bir şey olduğunda kızmayın, doğrusunu biliyorsanız gösterin. Bilmiyorsanız birlikte öğrenin. Hata yaptığında ona bağırmayın. Çocuğunuz bir sıkıntısı olduğunda size gelebileceğini bilsin. Sevgi ve anlayış ile her şeyi çözebilirsiniz. “Sağlıklı Bir Çocuk İçin” Cips, gofret, bisküvi, kola gibi hazır gıdalardan çocuğunuzu olabildiğince uzak tutun. Çocuğunuzu televizyonla oyalamayın.  Yapmanız gereken işlerde ona da ufak görevler verin onu hayata dahil edin. Televizyon tablet gibi araçlar ile hayattan uzaklaştırmayın. “Başarılı Bir Çocuk İçin” ...

Baba ve Çocuk

Resim
“İşlerim çok yoğun. Eve geldiğimde yorgun oluyorum. Çocuklarıma çok vakit ayıramasam da hafta sonları parka götürüyorum.” Bunlar çevremizdeki birçok babadan duyabileceğimiz tanıdık cümleler. Çocuklarımıza balık yağı hapları içiriyoruz, glutensiz ekmekleri özenle seçiyoruz, sabah yumurta, peynir yesin diye onları zorluyoruz. Ancak fiziksel sağlığına bu kadar dikkat ettiğimiz çocuklarımızın ruh sağlığı için neler yapıyoruz?  Dikkatli bakarsanız siz televizyonda merak ettiğiniz programı izlerken size ısrarla bir şeyler göstermeye çalışan, sizinle iletişime geçmeye çalışan çocuğunuzun yüzündeki hayal kırıklığını görebilirsiniz. Babalar eve gerçekten de yorgun geliyorsunuz. Ancak bu yorgunluk çocuğunuzu ruhsal olarak doyurmanıza engel olmamalı. Baba olmanın bu zor ama tatlı sorumluluklarını yerine getirmelisiniz. Babası varken babasız büyüyen çocuklarda ilerleyen yaşlarda karar vermekte güçlük, sığınma ihtiyacında tutarsızlık, hırçınlık, duygusal zorluklarla baş et...

Anksiyete

Resim
Çok stresliyim! Her gün çok yorgun hissediyorum! Rahat uyuyamıyorum! Sırt ağrıları hissediyorum! Günlük yaşantımdaki en ufak problemleri kafama takıp geceleri uyuyamıyorum! Size daha spesifik örnekler vereyim. Yüksek bir yerdesiniz ve yanınızda çok sevdiğiniz biri var içinizden “ya o kişiyi aşağı itersem” korkusu geçti. Yapmayacağınızdan eminsiniz ama bir anda korktunuz ve kaygılandınız. Veya çay doldururken kaynar suyu bardak yerine bardağı tuttuğunuz elinize dökmekten korktunuz. Bu gibi örnekleri çoğaltabiliriz ancak uzatmadan açıklamak gerekirse; anksiyete bozukluğu kısaca düzensiz ve yersiz bir şekilde kaygılanmak şeklinde tanımlanabilir. Açıklanması zor bir korku ve endişe duygusu hissedilir. Bireyde günlük hayat içerisinde sürekli olarak tedirginlik ve huzursuzluk hissi vardır. Bu duygulara vücutta bir takım fiziksel duyumlar eşlik edebilir. Göğüste sıkışma hissi, sıcak basması, kalp çarpıntısı, terleme, baş ağrısı, midede boşluk hissi, nefesin daral...

Çocuklara Oyuncak Alırken!

Resim
*Çocukların önüne hazır bir şekilde sunduğumuz oyuncaklar çocukların hayal gücünü kısıtlar.  *Kendi çocukluğu kısıtlı geçen ebeveynlerin çocukların önüne istediği her şeyi sunması hazırcılığa neden olur ve bu durum çocukları bir yönü ile tembelliğe iter. *Etrafta çok fazla oyuncağın olması dikkat dağınıklığına ve doyumsuzluğa sebebiyet verebilir. *Oyuncaklar sadece alışveriş merkezlerinden alınan şeyler değildir. Çocukların gözünde günlük hayatta kullanılan birçok şey oyuncak olabilir.      Birçok ebeveyn kendi gözlerinde gereksiz olan veya atık olan şeylere çocukların ilgi duyduğunu fark etmiştir. Örneğin oyuncaktan çok oyuncağın kenarına dikilmiş olan marka yazılı kağıda, bitmiş tuvalet kağıdının rulo kartonuna, kopmuş eski bir düğmeye, bir kumaş parçasına, boş bir kavanoza ilgi duyan çocuklar mutlaka görmüşüzdür. Dışarıdan satın alınan oyuncaklar yetişkin zihinlerin çizdiği ve yetişkinler tarafından üretilen şeylerdir. Özellikle renkli, abart...